
Rozasea, ağırlıklı olarak yüz derisini etkileyen, kronik seyirli ve tekrarlayan bir inflamatuar deri hastalığıdır. Yüzde kalıcı kızarıklık (eritem), ani geçici kızarmalar (flushing), yüzeysel kılcal damar genişlemeleri (telenjiektazi), papüller ve püstüller ile karakterizedir. Orta yaş ve üzerindeki bireylerde daha sık görülmekle birlikte her yaşta ortaya çıkabilir; açık tenli, özellikle Kuzey Avrupa kökenli kişilerde prevalansı daha yüksektir. Dünya genelinde yaklaşık %5 oranında görüldüğü tahmin edilen rozasea, hafife alınmaması gereken ve erken tedaviyle kontrol altına alınabilen bir durumdur.
Rozaseanın kesin nedeni henüz tam olarak aydınlatılamamış olmakla birlikte, genetik yatkınlık, immün sistem disregülasyonu, cilt bariyeri bozukluğu ve nörovasküler reaktivite bir arada hastalığın patogenezinde rol oynadığı düşünülmektedir. Demodex folliculorum akarının cilt florası dengesizliği, Helicobacter pylori enfeksiyonu ve bağırsak mikrobiyomu ile ilişkisi araştırmalarda gündeme gelmektedir. Kallikrein-5 ve katelisidin (LL-37) gibi antimikrobiyal peptitlerin aşırı aktivasyonuyla tetiklenen inflamatuar kaskad, rozasea patogenezinde merkezi öneme sahiptir.
Rozasea dört alt tipe ayrılır: Tip 1 (eritematotelenjiiektatik rozasea) kalıcı yüz kızarıklığı ve telenjiektazilerle; Tip 2 (papülopüstüler rozasea) akneye benzer papül ve püstüllerle; Tip 3 (fimatöz rozasea) özellikle burunda aşırı doku büyümesiyle oluşan rinofima ile; Tip 4 (oküler rozasea) ise gözde kuruluk, yanma, konjonktivit ve blefarit bulgularıyla kendini gösterir. Hastalar birden fazla alt tipi aynı anda yaşayabilir.
Rozasea tedavisinde erken tanı ve tetikleyicilerin yaşam tarzı değişiklikleriyle azaltılması, hastalığın uzun vadeli kontrolünde belirleyici rol oynar.
Tanı ve Klinik Değerlendirme
Rozasea tanısı kliniktir; spesifik bir laboratuvar testi ya da biyopsi bulgusu yoktur. Amerikan Dermatoloji Akademisi’nin (AAD) 2017 güncellenen tanı ölçütlerine göre primer tanı kriterleri; sabit santral yüz eriteması, flushing (geçici kızarma), papülopüstüler lezyonlar, telenjiektazi ve rinofimadır. Tanıda birden fazla kriterin bir arada bulunması yönlendiricidir. Ayırıcı tanıda akne vulgaris, lupus eritematozus, seboreik dermatit, kontakt dermatit ve karsinoid sendromu göz önünde bulundurulmalıdır.
Oküler rozasea varlığında oftalmolojik değerlendirme kritik öneme sahiptir; göz kapağı marjin inflamasyonu, kuru göz ve nadiren kornea hasarı gelişebilir. Dermatoskopi, telenjiektazilerin değerlendirilmesinde ve hastalık şiddetinin izlenmesinde yardımcı bir araç olarak kullanılabilir. Hastalık şiddeti; IGA (Araştırmacının Global Değerlendirmesi) ve DLQI (Dermatoloji Yaşam Kalitesi İndeksi) gibi validasyon araçlarıyla ölçülebilir.
Tedavi Yaklaşımları
Rozasea tedavisi alt tipe ve şiddete göre kişiselleştirilir. Topikal tedavilerde metronidazol (%0.75-1), azelaik asit (%15-20) ve ivermektin (%1) birinci basamak seçenekler olarak yer almaktadır. Brimonidine (%0.33) ve oksimetazolin (%1) topikal vasokonstriksiyon sağlayarak eritemi azaltır. Papülopüstüler rozaseada sistemik doksisiklin (40 mg yavaş salınımlı formülasyon) anti-inflamatuar etkisiyle etkinliği kanıtlanmış bir seçenektir. Ağır fimatöz vakalarda cerrahi (rinoplasti, ablasyon) düşünülebilir.
Vasküler lazer (PDL) ve yoğun atımlı ışık (IPL) tedavileri, telenjiektaziler ve kalıcı eritem için etkin prosedürel seçeneklerdir. Oküler rozasea; göz kapağı hijyeni, suni gözyaşı ve sistemik doksisiklin ile yönetilir. Bariyer onarıcı nemlendirici kullanımı, fiziksel güneş koruyucular (SPF 30+) ve düşük irritan potansiyelli ürünler günlük bakımın temelini oluşturur.
Tetikleyiciler ve Yaşam Tarzı
Rozasea hastalarının büyük bölümünde belirli tetikleyiciler hastalığı alevlendirir. En sık bildirilen tetikleyiciler arasında güneş maruziyeti, sıcak içecekler, baharatlı yiyecekler, alkol (özellikle kırmızı şarap), aşırı egzersiz, sıcak ortam, soğuk rüzgar, duygusal stres ve menopoz sayılabilir. Güneş koruma alışkanlığının benimsenmesi ve tetikleyici günlüğü tutulması, bireysel risk faktörlerinin belirlenmesinde son derece yardımcıdır.
Cilt bakım rutininde alkol, parfüm, nane ve okaliptüs içeren ürünlerden kaçınılmalı; nazik, pH dengeli temizleyiciler tercih edilmelidir. Kliniğimizde rozasea tanısı ve tedavisinde her hastanın klinik alt tipi, tetikleyici profili ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisi değerlendirilerek güncel dermatolojik rehberler doğrultusunda kapsamlı ve kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturulmaktadır.

