
Nevüsler —halk arasında “ben” olarak bilinen— melanosit kökenli iyi huylu deri lezyonlarıdır. Doğumsal ya da sonradan gelişen bu oluşumlar, renk, büyüklük ve yüzey özellikleri bakımından geniş bir yelpazede karşımıza çıkar. Büyük çoğunluğu klinik açıdan önemsiz olmakla birlikte, bazı nevüs tipleri melanoma başta olmak üzere malign dönüşüm için önemli bir risk faktörü oluşturur. Bu nedenle dermatoloji pratiğinde nevüs takibi, erken tanı ve zamanında müdahale hayat kurtarıcı bir öneme sahiptir.
Nevüs Tipleri ve Risk Faktörleri
Melanositik nevüsler kökenlerine ve klinik görünümlerine göre çeşitli alt gruplara ayrılır. Edinsel melanositik nevüsler en sık karşılaşılan tiptir; dermoepidermal bileşkede, dermis içinde ya da her ikisinde yerleşerek jonsiyonel, bileşik veya intradermal formlar oluşturur. Displastik (atipik) nevüsler ise düzensiz sınırları, heterojen renklendirmeleri ve histolojik atipi özellikleriyle melanoma prekürsörü olarak değerlendirilir. Ailede melanoma öyküsü, 50’den fazla nevüs varlığı, sarışın/kızıl saç, açık ten ve aşırı güneş maruziyeti önemli risk göstergeleridir. Konjenital nevüsler —özellikle dev konjenital nevüsler— yaşam boyu melanoma gelişim riski taşımaları nedeniyle düzenli dermatolojik izlem gerektirir.
Deri Kanserleri: Sınıflandırma ve Klinik Özellikler
Deri kanserleri, melanom dışı deri kanserleri (NMSC) ve melanom olmak üzere iki ana kategoride incelenir. Bazal hücreli karsinom (BHK), en sık görülen kanser türüdür; yavaş büyümesi ve nadiren metastaz yapması nedeniyle prognoz genellikle iyidir. Yüzde, özellikle burun çevresinde sedef gibi parlak, ülsere odaklar olarak tipik görünüm sergiler. Skuamöz hücreli karsinom (SHK) ise aktinik keratozdan köken alan, metastaz potansiyeli taşıyan bir tümördür; özellikle immünsupresif hastalarda agresif seyir gösterebilir. Melanom, deri kanserlerinin yalnızca %5’ini oluştururken deri kansere bağlı ölümlerin yaklaşık %75’inden sorumludur; erken evrede saptanması tedavi başarısını dramatik biçimde artırır.
Melanomda erken tanı belirleyicidir: evre I’de beş yıllık sağkalım oranı %95’i aşarken ileri evrelerde bu oran belirgin düşer.
Melanom tanısında ABCDE kuralı klinisyene pratik bir rehber sunar: Asimetri, sınır düzensizliği (Border irregularity), renk heterojenliği (Color), çap büyüklüğü (Diameter >6 mm) ve değişim/gelişim (Evolution). Dermoskopi bu klinik değerlendirmeyi destekleyen ve tanı hassasiyetini artıran temel araçtır; yapısal olmayan pigment ağı, atipik damarlanma ve mavi-beyaz örtü varlığı melanom lehine önemli bulgulardır.
Tedavi ve Takip Yaklaşımları
Klinik veya dermoskopik açıdan atipik görünen nevüsler eksizyonel biyopsi ile çıkarılarak histopatolojik incelemeye gönderilir. BHK’da standart tedavi cerrahi eksizyon olmakla birlikte, yüzeyel formlarda topikal imikimod, fotodinamik tedavi veya kriyoterapi de seçenek oluşturur. Yüksek riskli SHK olgularında geniş cerrahi sınır ve sentinel lenf nodu biyopsisi gerekebilir. Melanomda tedavi evreye göre belirlenir: erken evre hastalıkta geniş lokal eksizyon temel yaklaşımı oluştururken ileri evrelerde anti-PD-1 (nivolumab, pembrolizumab) ve BRAF/MEK inhibitörleri (vemurafenib, dabrafenib+trametinib) içeren immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler ön plana çıkmaktadır. Birden fazla atipik nevüse sahip ya da kişisel/ailesel melanom öyküsü bulunan bireyler düzenli aralıklarla total vücut dermoskopisi ile izlenmelidir.

