
Siğiller, Human Papillomavirus (HPV) infeksiyonu sonucu gelişen, deri ve mukozal epitelin benign proliferasyonlarıdır. Dünyada en yaygın viral deri hastalıklarından biri olan siğiller her yaşta görülebilmekle birlikte okul çağındaki çocuklar ve genç yetişkinlerde belirgin biçimde daha sık karşılaşılır. Virüs, hasarlı ya da maserasyonlu deri yoluyla konağa girerek bazal keratinositlere ulaşır ve aylarca sürebilen bir kuluçka döneminin ardından klinik lezyona dönüşür. Bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde siğillerin hem daha sık hem de daha dirençli seyrettiği bilinmektedir.
HPV Tipleri ve Siğil Çeşitleri
200’ü aşkın HPV tipi tanımlanmış olup her tip belirli klinik tablolarla ilişkilidir. Verruka vulgaris (yaygın siğil), HPV 2 ve 4 ile oluşan, çoğunlukla el sırtı ve parmak uçlarında beliren, yüzeyi pürüzlü, hiperkeratotik papüllerdir. Verruka plantaris (taban siğili), HPV 1, 2 ve 4 ile ilişkili olup ayak tabanındaki baskı nedeniyle deri içine doğru büyür ve yürüyüşte belirgin ağrıya yol açar. Verruka plana (düz siğil), HPV 3 ve 10 kaynaklı, yüz ve dorsal elde küçük, düz yüzeyli, ten renginde papüllerle kendini gösterir. Kondiloma akuminatum (genital siğil), HPV 6 ve 11 tarafından oluşturulan, cinsel temas yoluyla bulaşan karnabahar görünümlü lezyonlardır; HPV 16 ve 18 ise yüksek onkojenik potansiyeliyle servikal ve anogenital kanserlerle ilişkilendirilmektedir.
Tanı ve Ayırıcı Tanı
Siğil tanısı büyük çoğunlukla klinik görünüm ve dermoskopi ile konulabilmektedir. Dermoskopide noktasal ya da virgül şeklinde kapiller damarlar (“kırmızı noktalar”), çevrelerinde beyaz hale ve papiller yapı tanısal özellikler arasındadır. Taban siğilini kallus ile ayırt etmede lezyonun kazınması yardımcıdır; siğilde kanama noktaları —trombooze kapillerler— ortaya çıkarken kallusda normal deri çizgileri devam eder. Şüpheli ya da tedaviye dirençli olgularda HPV tiplemesi ve histopatolojik inceleme gerekebilir.
Siğillerin yaklaşık %65’i tedavi uygulanmaksızın iki yıl içinde kendiliğinden gerilese de tekrarlayan ya da yaygın olgularda erken müdahale önerilmektedir.
Tedavi Seçenekleri
Siğil tedavisinde altın standart bir yöntem bulunmamakta; seçim lezyonun tipine, lokalizasyonuna, hastanın yaşına ve bağışıklık durumuna göre kişiselleştirilmektedir. Topikal salisilik asit (%15-26) birinci basamak tedavide yaygın kullanılan, kolay uygulanabilir bir seçenektir; etki için birkaç haftalık düzenli uygulama gerekir. Kriyoterapi (sıvı azot), en sık tercih edilen ofis prosedürüdür; lezyona -196°C soğuk uygulanarak doku nekrozu sağlanır ve genellikle 2-4 seansta yanıt alınır. Elektrokoter ve lazer ablasyon (CO₂ veya Er:YAG lazer) dirençli ya da geniş lezyonlarda etkili alternatiflerdir. İmikimod kremi, TLR-7 agonisti olarak lokal immün yanıtı güçlendirerek özellikle genital siğillerde tercih edilir. Kandaridin topikal uygulaması, sistemik retinoidler ve bleomisin intralezyoner enjeksiyonu ise dirençli olgularda başvurulan ikinci basamak tedaviler arasındadır. Korunmada HPV aşısı (bivalent, kuadrivalent veya nonavalent) yüksek riskli tiplere karşı önemli ölçüde koruma sağlar ve genital siğil ile serviks kanseri önlemede etkin bir strateji sunar.

